SABIRSIZ ELİF


SABIRSIZ ELİF

 


    Elif, kıvırcık saçlı, kahverengi gözlü küçük bir kızdı. İyi huylu, meraklı, uyumlu ve sevecen bir o kadar da sabırsız bir çocuktu. Elif sabırsız olduğunun farkındaydı. Bir şey yapılacaksa hemen o an olmalıydı. Bu durum zaman zaman Elif’in sıkılmasına neden oluyordu. Çünkü küçük olduğu için hayatta her şeyin istediğimiz anda gerçekleşemeyeceğinin farkında değildi.  





Geniş bir bahçesi olan bahçesinde rengârenk çiçeklerin, 
çimlerin ve ağaçların olduğu güzel bir evde yaşıyordu.
Üstelik bu eve taşınalı bir kaç gün olmuştu.  Etrafta oyun oynayabileceği hiç kimse yoktu. Yaz tatili başlamıştı ve yaz tatilinin gelmesini bekleyenlerden kimi tatil için deniz kenarına, kimisi köye, kimisi akrabalarının yanına gitmişlerdi. Bu yüzden arkadaşlık yapabileceği çocuklar ile tanışamamıştı. Babası çalışmak zorunda olduğu için Elifin ailesi henüz bir tatil planı da yapmamıştı.  Üstelik yeni bir şehre taşınmak zorunda kalmışlardı. Elif günün büyük bir bölümünü arkadaşı olmadan yalnız geçirmek zorunda kalıyor kendi kendine oyunlar oynayarak vakit geçirmeye çalışıyordu.  Evin bahçesinde çimlere uzanarak gökyüzünü izliyor, rengârenk boyaları ile resim yapıyor, oyuncakları ile oynuyordu. Bir süre sonra tüm bunları yapmak Elif için sıkıcı olmaya başlamıştı. Tek başına vakit geçirmek hiç bu kadar sıkıcı olmamıştı. Yine böyle bir günde çimlere uzanıp gökyüzünde rüzgârla dans eden bulutları izlerken eski yaşadığı yeri düşünmeye başladı.  Arkadaşları ile geçirdiği güzel günlerini… Akşam olunca komşu ziyaretlerini...

Annesine:

-Ben artık sıkıldım anneciğim hiç arkadaşım yok. Eski evimizi, arkadaşlarımı, komşularımızı özledim. Ne olur eski evimize dönelim. Dedi.

Annesi:

-Sıkıldığının biliyorum kızım. Eski evimize dönemeyiz. Burada yaşamak zorundayız. Çünkü baban artık burada çalışmak zorunda biliyorsun.

-Ama anne!

- Bende özledim eski evimizi, komşularımızı. Çünkü bende sıkılıyorum. Hatta baban dahi alışamadığını söyledi.

-O halde eski evimize dönmek için güzel bir neden.

-Maalesef bu mümkün değil artık. Şimdi biraz sabırlı olmalıyız. Mutlaka arkadaşların olacak. Yeni komşularımız olacak. Tıpkı eski günlerimizde olduğu gibi.

-Ama ne zaman? Ben arkadaş istiyorum.

-Biraz sabırlı olmalısın. Biliyorsun bu yıl okula da başlayacaksın. Okumayı yazmayı öğreneceksin. Okulda birçok arkadaşın olacak. Sana güzel bir fikir de vereyim yazmayı öğrendiğin zaman arkadaşlarına mektup da yazabilirsin.

 Elif bu fikri duyduğunda çok heyecanlanmış minik gözleri kocaman açılmıştı.

Bir an önce okumayı, yazmayı öğrenip arkadaşlarına mektup yazmak için sabırsızlanmıştı.

 -Bunun için bir süre daha beklemem mi gerekecek offf!

diye söylenerek annesinin dizine başını koydu. Annesi Elifin kıvırcık saçlarını okşamaya başladı. Elif yine düşüncelere dalıp…

Burada ki yalnızlığının hiç bitmeyeceğini düşünmeye başlamıştı. Arkadaşının olmasını istiyordu ama etrafında kimse yoktu anlaşılan yaz tatilinin bitmesini ve evlerinin etrafındaki insanların geri dönmesini bekleyecekti. Annesinin söylediği gibi sabırlı olması gerektiğini düşünüyor kendisini teselli etmeye çalışıyordu. Annesi Elif’e o gün bir ip parçası ve içinde boncuklar olan bir kutu verdi. Elif sabırsız bir şekilde bunu ne yapacağını sordu. Bir şeyin hemen olmasını istediğin anda kutudan bir boncuk çıkarıp ipe takmasını istedi. Elif bu duruma anlam verememişti. Annesi Elif’in ne kadar sabırsız olduğunu ona göstermek istiyordu. Elif’ten bunun için söz aldı. Hatta hemen arkadaşının olmasını istediği için bir boncuk taktı.


 Bir hafta sonu evlerinin bahçesinde çimlere uzanmış resim yaparken sesler duymaya başladı. Bu sesler Elif’i heyecanlandırmıştı.  Bahçe duvarına doğru yaklaştı sesin geldiği yöne baktı.  Komşu evin bahçesinde bir hareketlilik vardı. İlk kez yeni yüzler görmüştü. Meraklı gözlerle onları izliyordu. Arabadaki eşyaları taşıyan anne baba ve 2 çocuk vardı. Elif çocukları görünce heyecanlanmıştı. Onlar ile arkadaş olmak için sabırsızlanıyordu. (Bir boncuk daha…)
 Bir sonraki gün çevrede hareketlilik artmaya başlamıştı. Artık tatil bitmiş insanlar evlerine dönmeye başlamıştı. Her taraftan araba sesleri insan sesleri gelmeye başladı. Elifin eve ilk taşındıkları andan beri duyduğu tek ses kuşların cıvıltısı, köpeklerin havlaması ve kedilerin miyavlamasıydı. Tabi arada sokaktan geçen araba sesleri de duyuluyordu. Şimdilerde tüm sesler bir birine karışmıştı. Elif sabırsızlıkla tanışacağı yeni arkadaşlarını merak ediyordu. Aradan kısa bir süre geçmesine rağmen Elif kimseyle arkadaş olamadı. Sanki kimse onu fark etmemiş gibi davranıyordu. Günden güne hayal kırıklığı yaşamaya başlamıştı. Arkadaşı olacağı düşüncesi de git gide azalıyor ve sabırsızlanıyordu.(Bir boncuk daha…)
 Annesi Elif’e neden hala üzgün olduğunu sordu.

-Kimse benimle arkadaş olmadı. Oyun oynarken beni davet etmediler. Ben buradan gitmek istiyorum. Dedi

- Canım kızım lütfen sabırlı ol. Bunun için biraz daha beklemelisin. Onlar da seni henüz tanımıyor. Mutlaka tanışacaksınız ve güzel arkadaşlıklar kuracaksınız merak etme. Hem okulların açılmasına da çok az bir süre kaldı. Hem belli mi olur? Okul açıldığı zaman sokağımızdaki çocuklarla tanışma fırsatında olur.

Elif iyice sabırsızlanmıştı. Neredeyse tüm yaz tatilini yalnız geçirmişti. Artık bir an önce arkadaşlarının olmasını istiyordu. (Bir boncuk daha…)

Günler geçiyor Elif umutsuzca bekliyordu. Bir hafta sonu Evde bir telaş vardı. Elif meraklı gözlerle anne ve babasını izliyor ne konuştuklarına anlam vermeye çalışıyordu.

Babası:

-Haydi hazırlan Elif okul için alışverişe gidiyoruz diye seslendi.

Elif şaşkın bir şekilde hazırlandı. Anne ve babası ile arabaya doğru ilerlediler. Elif arabanın arka koltuğuna oturdu ve emniyet kemerini taktı.  Okul kıyafetlerinin ve okul eşyalarının olduğu büyük bir mağazaya geldiler. Okul için gerekli olan kıyafetlerini, okul eşyalarını aldılar. Pazartesi günü okulun açılacağını öğrendiği andan beri heyecanlıydı. Okula gitmek için sabırsızlanıyordu. (Bir boncuk daha…)

 Belki okulda yeni arkadaş edinebilir hatta sokağındaki çocuklar ile tanışabilirdi.


Hafta sonunu büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla geçiren (Bir boncuk daha…)
 Elif annesi ile birlikte okula gitti. Babası çalıştığı için gelememişti.  Elif kendisi gibi heyecanlı olan birçok çocuk gördü.  Annesi ile birlikte sınıfa ilerlediler. Elif’in heyecanı artıyor ve sabırsızlanıyordu. Sınıfa girdikten sonra boş bir sıraya oturdu. Bir süre sonra yanına uzun siyah saçlı yeşil gözlü bir kız geldi oturdu. Elif’in ilk tanıştığı kişi sıra arkadaşıydı.

-Merhaba ben Elif. Biliyor musun? Çok heyecanlıyım.

-Merhaba bende Özlem. Bende çok heyecanlıyım üstelik korkuyorum annemden ilk kez uzak kalacağım.

-Korkmana gerek yok yanında ben varım. İstersen arkadaş olabiliriz?

-Tabi ki isterim Elif. 

Elif bu yere geldikleri andan beri ilk kez mutlu olmuştu.  Kendi kendine sonunda sonunda diye mırıldanıyordu. Sınıf öğretmenleri de gelmişti. Öğretmeni ile de tanıştı. Öğretmeni kısa bir konuşma yaptıktan sonra herkesin okul bahçesine çıkmasını istedi. Okul bahçesine çıktıktan sonra Elif ve sınıf arkadaşları öğretmenin etrafında el ele tutuşarak bir halka oluşturdu. Öğretmen elinde getirdiği küçük bir topu Özlem’e verdi. Kendisini tanıtmasını istedi. Kendisini tanıttıktan sonra topu herhangi birine atmasını istedi. Topu alan kişi de kendini tanıttıktan sonra bir başkasına atacaktı. Böyle eğlenceli bir oyun ile Elif ve diğer çocuklar kendilerini tanıttılar. Ayşe ise çok tanıdık gelmişti. Bahçede resim yaparken gördüğü çocuklardan biriydi.  Teneffüste Ayşe’nin yanına gitti.

-Merhaba Ayşe, ben Elif

- Merhaba Elif.

- Aynı sınıfta olmamıza çok sevindim. Seni daha öncede görmüştüm. Evimizin bahçesinde.

-Aaa sokağımıza yeni gelen sendin demek. Yeni bir çocuk geldiğini duymuştum. Bende seni merak ediyordum. Gerçekten de aynı sınıfta olmamız çok güzel. Birlikte okula gelip gideriz. Oyun oynarız. Hem sokağımızdaki diğer çocuklarda seni çok merak ediyorlar. Seni onar ile de tanıştırırım.

Elifin heyecanı iyice artmış sokaktaki çocuklar ile tanışmak için sabırsızlanmaya başlamıştı. Günün sonunda Elif,  Ayşe ve Özlem ile birlikte el ele tutuşarak eve doğru yürümeye başladı. Özlem bir sokak önce Elif ve Ayşe’den ayrılmıştı. Elif ve Ayşe Evlerine geldiklerinde biraz dinlendikten sonra bahçede buluşmak için anlaştılar. Ayşe Sokaktaki diğer çocuklar ile Elifi tanıştıracağını söylemişti. Elif Eve girer girmez koşarak odasına gitti. Üzerini değiştirdi. Dışarı çıkmak için sabırsızlanıyordu. (Bir boncuk daha…) Annesi meraklı bakışlar ile Elif’i izliyor onun bu telaşına anlam veremiyordu. Buluşma saati geldiğinde Elif annesinden izin alıp koşarak dışarı çıktı. Bahçede Ayşe ile buluştu. Pencereden bakan annesi bu durum karşısında Elifin neden sabırsız ve telaşlı olduğunu anlamış ve gülümsemişti.

Ayşe Elif İle diğer çocukları tanıştırmak için okulda yaptıkları eğlenceli oyunu oynamayı teklif etti. Büyük bir halka oluşturduktan sonra Top elden ele dolaşmaya başladı. Oyun sonunda Elif’in onlarca arkadaşı olmuştu.

Sıkıldığı o yaz tatili geride kalmış yeni arkadaşları ile oyunlar oynayarak güzel vakit geçirmeye başlamıştı.

O gün akşam annesi Elif’ten boncukları taktığı ipi getirmesini istedi. Zamanı gelmişti artık. Elif’in ipinde bir sürü boncuk sıralanmıştı. Bu Elif’e oyun gibi gelse de annesi ipteki her boncuğun bir sabırsız davranış sonucu olduğunu açıkladı. Elif hiç bu kadar sabırsız olduğunu düşünmemişti. Babası ise Sabırlı olduğu her bir davranış için ipten bir boncuk çıkarmasını söyledi. Sabırlı olduğu her davranış sonunda Elifin ipindeki boncuklar günden güne azalmaya başladı. En sonunda ipinde hiçbir boncuk kalmamıştı. Elif sonunda anne ve babasına hak verdi. Anne ve babası sabırlı olmasını istemişti. Elif’in sıkıcı ve yalnız geçen yaz tatili sonunda birçok arkadaşı oldu. Elif Sabırlı olmanın bir erdem olduğunu da öğrenmiş oldu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hakkımda

Merhabalar. Ben Serkan Mustafa Akyol. 1980 Ereğli doğumluyum. 2002 Yılında başladığım meslek hayatıma Konya'nın Emirgazi İlçesi Mehmet A...